|
|
Dürtü Kontrolü Bozuklukları
DÜRTÜ KONTROLU BOZUKLUKLARI
Kendisi
veya başkaları için tehlikeli olabilecek bir dürtü uygulamayı engelleyeme
durumudur.Bu dürtü yerine getirildiğinde, kişide memnunluk hissi ile
karakterizedir. Bu grupta 5 rahatsızlık ele alınır:
Aralıklı patlayıcı bozukluk:
Saldırganlık nöbetleriyle seyreder. Başkalarına zarar verilmesi söz konusu
olabilir. Giderek şiddeti artabilir.
Kleptomani (çalma hastalığı):
Tekrarlayıcı hırsızlıklar söz konusudur. Genellikle, büyük mağazalarda
çalma anında yakalanırlar.Durum adliyeye, sonra psikiyatriye intikal eder.
Burada, olağan çalma anında yakalanan birçok kişinin, kendisinde
kleptomani hastalığı olduğunu belirterek kurtulmaya çalıştıkları
belirtilmelidir. Bu rahatsızlıkta, ani gelen, önüne geçilemeyen bir alma
dürtüsü söz konusudur.
Piromani (yangın çıkarma):
Zaman içinde daha büyük yangınlar çıkarma eğilimi gösterir. Kundakçılık,
sabotaj, intikam ya da başka ruhsal bozuklukların bir belirtisi olup
olmadığı iyi ayırdedilmelidir.
PATOLOJİK KUMAR
Sosyoekonomik kayba, borçlanmaya, yasadışı hareketlere yol açan
tekrarlayıcı kumar oynamadır. Parasal kayıplar arttıkça daha aşırıya
yönelir. Karşılıksız çekler yazma vb ile, bir düşüş söz konusudur. Önemi
nedeniyle bu konu üzerinde ayrıntılı durulacaktır.
Kumar, isteyerek riske girme temelinde, kazanan ve kaybeden tarafların
olduğu ve genellikle her iki taraftada bir üretim işi olmaksızın servetin
yeniden dağılımıdır. Bu servet dağılımına karar veren süreç daima bir şans
elementi içerir veya yalnızca şansa dayanır.
Kumar
günümüzde hoşça vakit geçirme, eğlence ve dinlenme aracı olarak kabul
edilmekte ve popülaritesi artmaktadır Alkollü içeceklerin tüketimi teşvik
edilmezken hatta reklamının yapılması yasaklanırken, çalışmadan kısa
yoldan zengin olmanın yolu olarak gösterilen kumar pek çok ülkede medya
tarafından hatta devletin onayıyla yoğun bir şekilde teşvik edilmektedir.
Kumar endüstrisinin ekonomik olarak kârlı olduğu şüphe götürmez.
Kazananların ön plana çıkarılmasıyla yapılan reklamlar aslında çoğunluğu
oluşturan kazanamayanlar kitlesinden hiç bahsetmediğinden dürüst de
değildir. Bu propaganda aynı zamanda kumar sorunlarının öneminin inkarına
da yardımcı olur. Ancak şunu kabul etmek gerekir ki oynayanların pek
azında kumar ciddi, hatta yaşamı tehdit eden boyutlara ulaşır.
Ülkemizde devlet tarafında oynatılan kumar türleri ve bağlı bulundukları
resmi kurumlar şunlardır:
1.
Milli Piyango İdaresi: Ülkemizde piyango ilk olarak 1926 yılında
başlamıştır. Aynı teşkilat 1989 yılında Kazı-Kazan ve 1996 yılında Sayısal
Loto’yu oynatmaya başlamıştır. Toplam hasılatın Milli Piyangoda %60’ı,
Kazı-Kazan ve Sayısal Lotoda %50’si ikramiye olarak dağıtılmakta ve yıl
sonu karları Savunma Sanayi Destekleme Fonuna aktarılmaktadır. Yanlızca
Milli Piyangonun 1995 sonu toplam karı 6 trilyon 175 milyar liradır.
2.
Spor-Toto Teşkilatı: Spor-Toto, 1960’da ve Spor-Loto, 1986’da oynatılmaya
başlatılmıştır. 1994’de Toto-Gol adlı yeni bir oyun oynatılmaya başlanmış
ama ilginin az olması nedeniyle 1996’da kaldırılmıştır.
3.
Türkiye
Jokey Kulübü (TJK): 1953 yılında at yarışı düzenlenmesi yetkisi bu kuruma
verilmiştir. TJK Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına bağlı olarak
faliyetlerini sürdürmektedir.
Oyun
Makineleri: Özel sektörün işlettiği Casino’larda (Kumarhane) kumar
oynanması ilk kez 1983’te turistik tesislerde casinoların kurulmasına izin
verilmesiyle başlanmıştır. Başlangıçta yalnız turistlerin oynamasına
yönelik iken daha sonra 1991’de çıkan bir yönetmelikle Türk
vatandaşlarınında casinolara girişine izin verilmiştir. 1998 yılı Şubat
ayından itibaren bu kumarhaneler yasayla kapatılmış durumdadır.
Bunların dışında kahvelerde, derneklere bağlı lokal ve kulüplerde ve
“bitirimhane” (kahvelerin özel bölümleri) olarak adlandırılan yerlerde
yasadışı olarak yaygın şekilde kumar oynanmaktadır.
Kumar
çok çeşitli aktiviteleri içerir; iskambil, zar, rulet, spor bahisleri,
oyun makineleri, piyangolar, tombala, borsa, beceri isteyen oyunlar ve
yüzlerce başka oyun. Kumar oyunları basitce 3 kategoriye ayrılabilir;
1.
Yanlızca şansa dayanan oyunlar (pür şans oyunları); rulet, barbut gibi
2.
Becerinin şansla kombine olduğu oyunlar; borsa, poker, at yarışları gibi
3.
Yanlızca beceriye dayanan oyunlar (pür mantık oyunları); briç gibi
Bu
oyunların potansiyel bağımlılık dereceleri farklıdır. Devamlı oyunların
hızı yüksektir ve oyunlar arasında çok az duraksamalar vardır. Devamlı
olmayan (fasılalı) oyunlarda hız yavaştır ve aralıklı oynanır. Mesela spor
toto ve loto devamlı olmayan oyunlardandır çünkü haftada birkez oynanır.
Oysa oyun makinelerindeki oyunlar devamlı oyunlardır ve insanlar makineye
para attıkları sürece oyun devam eder. Devamlı oyunların bağımlılık
yapmaları, devamlı olmayan oyunlardan daha
yüksektir
Beş
tip kumarbaz vardır; sosyal, profesyonel, suçlu (antisosyal), sorunlu ve
patolojik kumarbaz.
Sosyal Kumarbazlar: Kumar oynayanların %95’i sosyal kumarbazdır. Bunlarda
sorunlar gelişmez ve nadiren kontrollerini kaybederler.
Sosyal
kumarbazlar ne kadar parayla kumar oynayacaklarına önceden karar verirler
ve bu para bitince oynamayı bırakıp başka şeylerle hoş vakit geçirler.
Kumarın verdiği heyecanın kendilerini ve yaşamlarını kontrol etmesine izin
vermezler. Kumarın yalnızca geçici bir eğlence olduğu ve daha sonra
yaşamla ilgili sorumluluklara yeniden dönmeleri gerektiğini bilirler. Sık
sık ya da büyük miktarlarda oynarlarsa da kaybedecekleri para miktarını
önceden belirlerler, paraları bitince borç almazlar ve kayıpları sorun
yaratacak noktaya geldiğinde oyunu bırakırlar.
Profesyonel Kumarbazlar: Bunlar geçimlerini kumardan sağlarlar.
Eylemden değil kazanmaktan doyum alırlar.
Hileli oyun ve bahisler düzenlerler, ölçülü ve kontrolü kumar oynarlar.
Herkesle kumar oynamazlar, parası olan ve rahat yenebileceklerini
düşündükleri kimselerle oynarlar. Kazanınca veya kaybetmeye başlayınca
oyunu bırakırlar. Kahvehane ve kulup işletenlerin bir kısmı profesyonel
kumarbazlardır.
Suçlu
Kumarbazlar (Antisosyal Kumarbazlar): Bunlar antisosyal kişilik bozukluğu
özellikleri olan kumarbazlardır. Patolojik kumarbazların tersine kumar
oynayabilmek için yasa dışı yollardan elde ettikleri parayı geri ödemek
gibi bir niyetleri yoktur. Kaybettiklerinde başkalarını suçlarlar ve hatta
kavga çıkarırlar. Patolojik kumarbazlarda sık görülen pişmanlık,suçluluk
ve depresyon bunlarda çok seyrektir.
Sorunlu Kumarbazlar: Sıklıkla yıllarca sürebilecek sorunlu ve sorunsuz
dönemleri olur. Bir kısmında patolojik boyutlara ulaşabilir. Çeşitli kumar
oynama tarzları örn. uzun süre kaybettiklerinin ardından koşma, sorunlu
kumarın göstergesi olabilir.
Patolojik kumarın temel özelliği devamlı veya aralıklarla kumar üzerindeki
kontrolün kaybıdır. Kontrol kaybı şu alanlardadır; kumar oynama sıklığı ve
kumara yatırılan para miktarında artış, kumar için gerekli parayı sağlama
uğraşında artma; mantıksız düşünceler; ve kötü sonuçlarına rağmen bu
davranışı sürdürme.
Kumarbaz iyimserlik doludur, yenilgilerden asla ders almaz ve mali
kayıpları ne kadar büyük olursa olsun, sonunda gelecek başarıya inancı
sarsılmaz. Kumarbaz kaderiyle kontrat imzalamış bir kimse izlenimi verir,
devam etmek mutlaka ödüllendirilecektir. Cebindeki hayali kontratla, o,
mantıklı karşı çıkma ve önerilerden çok uzaktadır.
Kumarbaz kazandığında asla durmaz daha da çok kazanacağına kendini ikna
etmiştir. Kumardan zengin olabileceğine inanır.
Başlangıçtaki ihtiyatına rağmen kumarbaz sonradan çok fazla riske girer,
ailesi için gerekli parayı riske atar. Daima (bilinçli veya bilinçdışı)
suçluluk duygularıyla motivedir. Bazı içsel kompulsiyonlar kumarbazın
eylemlerini tekrarlamasına zorlar. Bu davranışın mantıkla açıklanamaması
kumarda bilinçdışı motiflerin önemini kanıtlar. Oyun sırasında haz-acı
dolu gerginlik yaşar.
Patolojik kumarın gelişiminde süreci hızlandıran veya sosyal kumarbazda
patolojik sürecin başlamasına neden olan bazı dış faktörler şunlardır.
1.
Anne-babanın( veya bir yakının) ölümü
2.
Boşanma
3.
Fiziksel hastalık veya yaşami tehdit
4. İş
veya kariyerle ilgili düşkırıklığı veya başarı
5.
İlişkilerde zorluklar
6.
Alkol ve madde kullanımı
Araştırmacılar madde bağımlısı olanların %10-20’sinde Patolojik Kumar ve
diğer %10-20’sinde de kumarla ilgili sorunlar olduğunu saptamışlardır.
Patolojik Kumarbazların %50 sinde psikoaktif madde kullanım öyküsü vardır.
Alkol
ve madde bağımlılarında sıklıkla bir kaç bağımlılık birlikte bulunduğundan
ve bir bağımlılıktan diğerine kayma gösterdiklerinden, patolojik kumar, bu
bağımlılarının iyileşme süreci sırasında ortaya çıkabilir. Uyuşturucu
madde ve alkol kullananlarda yalnız alkol bağımlılığı olanlara göre
patolojik kumar daha sık görülmektedir. Bazı hastalarda psikoaktif madde
bağımlılığını takiben Patolojik Kumar görülürken bazılarında her ikisi
eşzamanlı görülür. Mevcut bulgular çoğul bağımlılığın Patolojik
Kumarbazlarda hapse girme, stresle ilgili hastalıklar, ciddi psikiyatrik
bozukluklar ve intihar riskini arttırdığı yönündedir.
Doktorlar ve özellikle psikiyatristlerin patolojik kumar konusunda uyanık
olması gerekir. Çünkü büyük olasılıkla kumarbazın kendisi ve yakınları,
patolojik kumara sekonder gelişen özellikle stresle ilgili hastalıklar
nedeniyle tıbbi yardım ararlar.
Patolojik Kumarbazlarda cinsel işlev bozuklukları, inhibe cinsel istek,
inhibe cinsel yanıt ve impotans görülebilmektedir. Bu nedenle patolojik
kumarbazla görüşürken görüşmede cinsel yaşantının sorgulanması gerekir.
Bağımlılıklarda depresyonun rolü artan bir şekilde dikkat çekmektedir.
Patolojik kumarbazlarda depresyon çok sık görülmekte ve bir grup patolojik
kumarbazda kompulsif kumardan önce veya sonra depresyon olduğu
bilinmektedir. Yoksunluk döneminde patolojik kumarbazlarda sıklıkla
depresyon ortaya çıkar.
Patolojik Kumarbazlar para bulmak için önce yasal yolları denerler. Kumar
oynama yoğunlaştıkça yasal seçenekler azalır ve kumarbaz parayı yasal
olmayan yollardan aramaya başlar. Hırsızlık, zimmete para geçirme ve
sahtekarlık en sık görülen suçlardır.
Patolojik Kumarbazların çoğunda borç alma ve ödeme hikayesi vardır. Bunun
aksine Antisosyal Patolojik Kumarbazlarda tekrar tekrar borç alma ama pek
az veya hiç geriye ödememe görülür. Yasadışı davranışlar yasal yollarla
para bulma ve borç almayla birlikte de olabilir. Mesela zimmetine
geçirdiği parayı yerine koymak için sonradan kredi kartından para çeker.
Patolojik Kumarbazlarda bir borcu bir başka borçla kapatmak hiçte seyrek
değildir.
Patolojik kumarın aile üzerine yaptığı tahribat oldukça büyüktür
1.
Kumarbazın eşinde ve çocuklarında psikiyatrik sorunlar ortaya çıkabilir.
2.
Cinsel ilişkide bozulmalar olabilir.
3.
Ebeveynlik görevi ihmal edilir.
4.
Ayrılma
ya da boşanmalar görülebilir.
Elli
yaşında, yüksek öğrenimli, iş adamı bir erkek hastam, başvurduğunda 2
yıldır kazinolarda, oyun makineleriyle kumara dadanmıştı. İlk birkaç ay,
eşiyle, eğlence olsun diye oynuyordu. Sonra işi büyütmüş, büyük paralar
kaybedince eşinden habersiz oynamaya başlamış. Kimseye haber vermeden
birkaç -değerli- mülk satmış. Zararını sözde telafi etmek amacıyla artan
dozda kumara devam etmiş. Ailesi durumun farkına vardığında, üzerine
tapulu bütün gayrimenkulleri bitirdiği gibi, gene işadamı olan babasının
yüklü miktarda tapulu gayrimenkullerini de, her nasılsa almış olduğu
vekalete dayanarak kumarda tüketmişti. Önce kişisel sorun, sonra aile
sorunu olan kumar en sonunda deyim yerinde ise “sülale” sorunu olmuştu.
Memur
düzeyinde geliri olan 30 yaşındaki, evli, iki çocuklu diğer bir genç
hastam, gene bu oyun makinalarına dadanmış; maaşı bitince kredi kartının
son limitine kadar oynamış; sonra başka bir bankadan, sonra üçüncü bir
bankadan aldığı kredi kartlarının son limitine kadar oynamış. Kredi
kartuyla aldığı borçları ödeyemeyince, borç iyice katlanmış, aile durumdan
haberdar olmuş. Aile, tek mülkleri olan evi satıp borcu ödeyelim mi
hesapları yaparken, bir akşam haberlerinde, aynı adını taşıyan bir gencin
kendini bir kamyonun altına attığını duydum. Yüreğim cız etti; evet oydu.
Kumar, para kazanmak için tamamen veya kısmen şansla belirlenen bir sonuç
üzerine parayı riske etmektir. Tanım itibariyle kumarbaz para kazanmaya
teşebbüs edendir. Bununla birlikte yasal kumarlar öyle bir düzenlenmiştir
ki oynayanların kaybetmesi gereklidir. Böylece bazı kumarbazlar kazansalar
bile neredeyse tüm kumarbazların beklentisi kaybedecekleri doğrultusunda
olmalıdır. Öyleyse insanlar neden kumar oynar?. Tipik olarak kumarbazlar
sorulduğunda para kazanmaktan ziyade başka nedenler bahaneler belirtirler.
Bununla birlikte Baudot oyun makinelerinde oynayanların kısmetlerini
aradıklarını bildirmiştir. Gerçekci kaybetme beklentisine rağmen pekala
“düzenli oyun makinelerinde oynayanların” çoğu bir servet beklemektedir.
Daha küçük ikramiyelerine rağmen oyun makinelerinde oynayanların
motivasyonu piyango bileti alanlarınkinden çok farklı olmayabilir.
Objektif olarak değerlendirildiklerinde kaybetmelerinin kaçınılmaz
olduğunu bildikleri halde neden oynamayı sürdürürler? Bir ihtimal şudur;
her bir oyun makinesi oyuncusu "şanslı bir" nin kendileri olduğunu düşünür.
Bunlar makineler üzerinde etkileri olduğuna inanırlar. Pek çoğunda batıl
inaçların olduğu görülür (belirledikleri oyun makinesi dışında başka bir
makinede oynamama, yere düşen jetonu kullanmama gibi).
Kumar
oynama fırsatı açıkca kişinin yaşadığı kütüre bağlıdır. Kültür, kumar
oynama fırsatını 3 yolla etkiler; kültürde tarihi olarak var olan kumar
türlerinin çeşitliliği; mevcut kumar türlerine toplumun tutumu; kültürün
düzenlediği veya yasakladığı kumar türleri. Yeni kumar türlerinin sunumu
ve yasallaşması toplumdaki kumar oynama miktarını arttırır. Kültürdeki
kumara olumlu tutumlar kumar oynamayı teşvik eder. Ülkemizde, daha çok alt sosyoekonomik gruptan kişilerin önemli toplumsal etkinlik yeri olan kahvehanelerde, daha çok eğlence tarzında ve bir gazozuna vb. kumar oynanmasına rağmen, daha yüksek sosyoekonomik kesimden kişilerin devam ettiği kulüplerde, yüksek düzeyde kumar oynandığı bilinmektedir. Bunun yanında, devlet denetiminde oynanan milli piyango, spor toto, loto oyunlarının tartışmasına girmek gereksizdir. Ayrıca bu tür şans oyunları, bütün dünyada yasaldır. Patolojik (hastalık düzeyinde) kumara yol açtığı düşünülemez. Bu oyunlar, sınırlı zamanlarda ve miktarda oynanır. Ancak kumar açısından olmasa da, kişi üzerinde “çalışmadan kazanma” kavramını gündeme getirdiği de belirtilmelidir. Depresyonlu bir hastam, ağlamaklı bir ifade ile, “dünyanın parasını verip on bilet aldım, ondan da para çıkmadı, son ümidim de söndü” diyordu. Bunun yanında “kazı kazan” oyunu, öncekiler kadar masum görünmemektedir. Çünkü, zaman sınırlaması söz konusu değildir haftada bir, on günde bir oynanan bir oyun değildir; başladığınızda durma noktası belli değildir. Kazinolar resmen kapatılmıştır; bu konuda bir şey söylenmesi düşünülemez; ancak umulur ki yasalara uyulsun ya da yasalar uygulansın. Patolojik kumarın toplumsal ve bireysel sonuçları yüzyıllardır bilinmekte olmasına rağmen, resmen 1980 yılında teşhis edilebilir bir ruhsal bozukluk olarak tanınmış ve “impuls control disorder (dürtü denetim bozukluğu)” olarak ruhsal hastalıklar dizisinde yerini almıştır. Rahatsızlığın, kişisel, toplumsal ve mesleksel rollerinde ve etkinliklerinde hasara yol açtığı belirtilmiştir. 1994’de, bir “impuls denetim sorunu” olmaktan daha öte, “addiction (iptila)” olarak adlandırılması uygun görülmüştür. |
|